Bundan sonra bu köşede yazı dizisi babında yeni bir sektöre atılıyorum. Dünya futbolundaki önemli derbiler, ezeli rekabetler yeni ilgi alanım. Bu sitede de daha önce bu konuda ender yazılara rastlandığı için ben bu işe atılayım dedim. İlk olarak, ülkemizin tartışmasız en büyük derbisi, kimine göre Dünya'nın en büyük derbisi, bir kurum tarafından dünyanın en ateşli üçüncü derbisi seçilmiş Galatasaray-Fenerbahçe ya da Fenerbahçe-Galatasaray rekabetini ele alacağım..
Ülkemizin derbisi olduğu için yazacak çok şey var. Bu nedenle bu derbiyi iki bölüme ayırarak yazacağım.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Dünyadaki ateşli derbilerin hep bir nedeni vardır. Çoğu siyasidir, dini olan da vardır(Celtic-Glasgow). Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti ise çok ciddi bir kökene dayanmamaktadır. Ülkenin en iddialı iki takımı olmaktan başka hiç bir rekabet ettikleri konu yoktur. Bazıları bu rekabetin coğrafi bir kökene dayandığını iddia eder. Boğazın iki yakasının rekabeti olarak görür ama ben buna pek katılmam. Çünkü herkes bilir ki İstanbul'un Galatasaray yakasında birçok Fenerli, Fenerbahçe yakasında da yine aynı şekilde birçok Galatasaraylı yaşamaktadır. Ayrıca bu iki takım taraftarları sadece iki kıyıya değil tüm ülkeye yayılmıştır ki yayılma oranı Dünya'nın hiçbir yerinde görülmemiş bir orandır. Bu nedenle kıyı rekabeti daha çok İzmir için sözkonusudur: Karşıyaka-Göztepe. Benim gibi İzmirli olanlar iyi bilir ki İzmir'in Karşıyakası'nda Göztepeli sayısı çok çok azdır ve olanlar Göztepe'yi tuttuğunu gizler. Aynı şey diğer yakada da geçerlidir tabii ki.
Bir de şunu belirtmek istiyorum. Bu yazıyı ''Galatasaray, Fenerbahçe'den büyüktür'' ya da ''Fenerbahçe, Galatasaray'ı ezer''
demek için yazmadım. Herkes gibi ben de bu iki takımın arasındaki rekabetin galibi olmayacağını biliyorum. Tüm kupaları alt alta yazarak bu rekabetin galibi belirlenmeyeceği gibi iki takım arasındaki oynanan herhangi bir maç da bu rekabetin galibini belirlemez. Bu rekabet Dünya döndükçe sürecektir. Herhangi bir takım 5 kez şampiyonlar ligini kazansa yine bitmez bu rekabet, diğer takım 80 sene şampiyon olamasa da.
Fakat yine de bu iki takım arasındaki rekabetle ilgili birşeyler yazabilmek için bir-iki baz almalıydım. İşte değerlendirme yaparken neleri es geçtim, neleri aldım:
Taraftar sayısını kesinlikle almadım. Yapılan tüm araştırmalar Galatasaray taraftarının daha fazla olduğunu çıkarsa da herkes biliyor ki bu taraftarın çoğu Galatasaray'ın Avrupa zaferleri sonrası futboldan anlamayan kesim ile oluştu. Gerçekten o yıllarda birçok futbolla ilgisi az olan insan Galatasaray'a sempati duymaya başladı. Özellikle bayanlar ve yaşlılar. Ama sonuç olarak bu kitleyi taraftardan sayamayız. Şöyle bir örnek vermek gerekirse Fenerbahçe 50.000 kişilik stadını genelde doldururken, Galatasaray 25.000 kişiyi derbilerde bile dolduramamaktadır. Sadece futbolla ilgili insanlar arasında bir araştırma yapılamayacağından dolayı iki takımın taraftarı eşit diyebiliriz şu anda. Bunu sezgiyle anlayabiliriz. Eskiden Fenerbahçe üstündü ama Galatasaray'ın son yıllardaki başarıları Fenerbahçe'yi yakalamasını sağladı. Hatta o dönemde çocuklar Galatasaraylı olduğu için ve araştırmalar genelde 18 yaş sınırında yapıldığı için, gelecek yıllarda Galatasaray'ın öne fırlaması muhtemel. Zaten bunun canlı örneği benim. 7-8 yıldır kaç tane okul, kaç tane kursa gittim daha hiçbirinde Fenerbahçeli sayısı Galatasaraylı sayısını geçemedi. Yeni nesil Galatasaraylı anlayacağınız.
Yine profosyonel ligler kurulmadan önceki kupaları, galibiyetleri falan da almadım. Çünkü hem o zamanki rekabetler hakkında pek bir bilgimiz yok hem de o zaman resmi bir lig olmadığı için o zaman alınan başarıların bir önemi yok. Fenerbahçe kendi çapında bir turnuva düzenler şampiyon olur, Galatasaray kafasına göre maç ayarlar 15 gol atar. Yanlış anlaşılmasın o döneme, o dönemin futbolcularına, futbolla ilgili kişilerine saygısızlık etmek istemiyorum ama o dönemde yakalanan başarıların bir önemi yok. İstatistiksel dökümü de yok. Zaten o dönemde iki takım arasında şimdiki savaç ortamı da yokmuş. Aksine dostça bir rekabet varmış.
Bir Galatasaraylı olarak üzülerek söylüyorum ki Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası, TSYD Kupası gibi kupaları da değerlendirmeye almadım. Bu kupalarda Galatasaray'ın bariz üstünlüğü var ama bu kupalardaki üstünlüğünü rekabette üstünlük olarak yansıtamamakta. Yani bir Galatasaraylı çıkıp ''Biz 14 kere Türkiye Kupası'nı aldık'' dediğinde bir Fenerliye, Fenerli ''Aman canım ne önemi var'' demekte. Aslında özellikle Türkiye Kupası'nda rakibine bu denli üstünlük kurmak önemli birşey ama ezeli rekabetin raconunda bunun pek bir önemi yok.
Lig şampiyonluğu sayısı ise önemli bir kriter ama iki takım bu konuda eşit. On altışar kez şampiyon olarak. Zaten biri 18 diğeri 16 olsa ben yine eşit derim. Şampiyonluk sayısında üstünlük sağlamak için şöyle bir 3-4 fark atmak gerekir diye düşünüyorum.
Şimdi rekabeti değerlendirirken baz aldığım iki konuya gelelim. Aralarında oynanan maçlar ve Avrupa kupalarındaki başarı. Birincisinde Fenerbahçe bariz üstün, ikincisinde Galatasaray fark atmış durumda. İlk olarak bir Galatasaraylı olarak centilmenlik yapalım ve Fenerbahçe'nin üstünlüğüne değinelim. Gelecek yazıda da Galatasaray'ı överiz.
Fenerbahçe neden hep Galatasaray'ı yener?
Fenerbahçe Galatasaray'ı hep yener.. Aslında arada Galatasaray da yener ama Fenerbahçe, Galatasaray'ı öyle zamanlarda yenmiştir ki artık bu Fenerbahçe, Galatasaray'ı genelde yener'' şeklindeki cümlede genelde yerine hep getirilmeye başlanmıştır.. 96-97 sezonunda Galatasaray 8 puan farkla çok rahat şampiyon olmuştur ama 2 mağlubiyetini de Fenerbahçe'ye karşı almıştır.. 99-00' de Galatasaray, Avrupa'da şampiyonluğa giderken, Fenerbahçe Galatasaray'ı Ali Sami Yen'de yenmiştir.. Bir sonraki sezon Galatasaray'ın elinde rüya takım, Fenerbahçe'nin elinde ise nispeten sıradan bir takım varken Fenerbahçe, Galatasaray maçlarından 4 puan çıkarmış ve o maçlar sayesinde 3 puan farkla şampiyon olmuştur.. Bu ve bunun gibi birçok örnek daha... Evet, Fenerbahçe, Galatasaray'ı hep yeniyor, peki neden? Bir Galatasaraylı olarak hep bu sorunun cevabını aradım.. İşte bulduklarım..
1. Fenerbahçe camiası aşırı motive olur: Bu çok klişe bir cevaptır. Fakat spor medyamızın kaçırdığı bi nokta var. Sadece bir derbi akşamı, Fenerbahçe Futbol Takımı'nın motive olması değildir bu motivasyon. Bu tarihsel bir motivasyondur. Her zaman Fenerbahçe Camiası, Galatasaray galibiyetine endekslenmiştir. Şaka gibidir ama gerçektir: Fenerbahçe taraftarı, yılda 2 kez Galatasaray'ı yenmeyi şampiyon olmaya tercih etmektedir. Fenerbahçe'nin yeni transfer ettiği bir oyuncu Türkiye'ye ilk geldiğinde ''Galatasaray'ı yeneceğiz, Galatasaray'a gol atacağım, gerçek Fenerli olacağım'' der, 'Ligde ve Avrupa'da başarılı olacağız'' demesi gerekirken..
2. Galatasaray, takmamazlıktan gelir: Deminki durumun tersi Galatasaray camiasında yaşanır.. Aslında her Galatasaraylı, Fenerbahçe'yi yenmeyi ister, hem de çok ister.. Fakat artık yenememenin verdiği alışkanlıktan dolayı mıdır yoksa ''Ya bize ne Fenerbahçe'den, biz Avrupa'da başarıya bakarız'' mantığından mıdır nedir artık Galatasaraylıya Fenerbahçe mağlubiyeti koymamaktadır. Örneğin, ben son 4-0 lık mağlubiyetten sonra hiç üzülmedim.. Zaten biliyordum yenilceğimizi, yenildik ve bitti.
Galatasaraylıların mantığı '' Fenerbahçe Galatasaray'ı yenmeye sevinir, Galatasaray şampiyonluğa'' iken, Fenerliler ise '' Fenerbahçe Galatasaray galibiyetine sevinir, Galatasaray ise Fenerbahçe mağlubiyetine üzülür'' şeklinde çevirme hakkına sahiptirler..
3. Sonuçta derbi denilen olay tek bir maç: Evet, tek bir maç olduğu için de Fenerbahçe'nin kazanma oranı her zaman daha yüksektir.. Ender zamanlar dışında (örneğin:1996-2000) Fenerbahçe, hep Galatasaray'dan daha gösterişli, şaşaalı dolayısıyla daha güçlü bir kadroya sahip olmuştur.. Şampiyonluk sayıları eşittir, Galatasaray Avrupa'da daha başarılıdır ama bu Fenerbahçe'nin genelde daha güçlü kadroya sahip olduğu gerçeğini değiştirmez. Galatasaray daha çok takım ruhu, dayanışma gibi faktörlerle başarıya ulaşırken, Fenerbahçe yıldızlarıyla sonuca gider. İş derbiye geldiğinde ise yıldızlar konuşur, çünkü derbi maçlarında iki takımın da konsantrasyonu üst düzeydedir, iki takım da kenetlenmiştir.. Bu durumda da galibi kadrolar belirler. Örneğin, geçen sezon Alex, Anelka, Appiah, Tuncay, Luciano gibi oyuncularla oynayan Fenerbahçe'ye karşı Galatasaray'ın kadrosu çok zayıf kalıyordu. İki takım sahaya çıktığında isimlere baktığınızda bu farkediliyordu, şampiyon Galatasaray oldu ama Fenerbahçe motive olduğu zaman herkesi olduğu gibi Galatasaray'ı da yendi.
Bu duruma Galatasaraylıların ise cevabı şu olabilir: '' Oyuncu maç kazandırır, takım ise şampiyonluk''..
4. Kadıköy Atmosferi: Galatasaray, Ali Sami Yen'de nispeten Fenerbahçe'yi yenebiliyor, ama iş Kadıköy'e gelinceee.. Dedelerimiz eski yılları anlatır ya:'' Vs-Vs maçıydı, radyonun başındaydık...'' İşte ben de Kadıköy'de Galatasaray son galibiyetini aldığında radyonun başındaydım.. Ondan sonra o stadyumda 6 lig 2 kupa maçı kaybetti Galatasaray, hepsini canlı izledim.. Ve hepsinde hüsrana uğradım.. 6-0 da gördüm.. Artık Kadıköy deplasmanındaki maçı niye izlediğimi ben de bilmiyorum.
Galatasaray'ın Kadıköy'de neden kaybettiğini ben açıklamayayım, Galatasaray kaptanı Hakan Şükür açıklasın: '' O stadyumda seyircinin de katkısıyla sağlanan muhteşem bir ambiyans var. Bunu kabul etmek lazım. O sinerjiye yenik düşüyoruz herhalde. Hakikaten muhteşem bir stad''
Son olarak bu sezonki Kadıköy deplasmanında da Galatasaray'ın galip geleceğine dair en ufak bir umudum yok.. Geçtiğimiz yıl Kadıköy'de oynanan kupa maçında çok umutluydum.. Hatta arkadışımla iddiaya bile girdim.. Baktığınız zaman çılgınlık gibi duruyor, Kadıköy deplasmanına iddiaya girmek. Ama o aralar Galatasaray çok iyi, Fenerbahçe ise kötü oynuyordu, bir de Galatasaray'ın kupa maçlarında genelde Fenerbahçe'yi yendiğini düşünerek girdim iddiaya.. Yanıltmadı da Galatasaray beni, o maçta yıllar sonra ilk kez Kadıköy'de Fenerbahçe'den çok daha iyi oynadı. 2004 yılında 2-1 yenildiğinde de Galatasaray, bence daha iyi oynamıştı ama bu sefer Fenerbahçe'ye oranlar kat kat üstün oynadı.. Fakat bir şekilde Fenerbahçe Galatasaray'ı yine yendi.. Ve ben pes ettim. Galatasaray, Fenerbahçe'yi Kadıköy'de yenemez.. Ali Sami Yen'de belki...